Günlük hayatta, "mülteci" terimi genellikle Almanya'ya kaçan kişi gruplarını tanımlamak için kullanılır. Ancak İltica Kanunu'na göre bu terim, yalnızca Cenevre Mülteci Sözleşmesi uyarınca tanınan mültecileri kapsar. Ancak, iltica prosedürünü tamamlayan herkesin bu koruma türünü almadığı için, İltica Kanunu'nu uygulayan yetkili kurum olan Federal Göç ve Mülteciler Dairesi diğer koruma türlerini şu şekilde tanımlamaktadır:
İltica başvurusu yapmak isteyen ve henüz Federal Dairenin kayıtlarında iltica başvurusu sahibi olarak kayıtlı olmayan kişiler, iltica talebinde bulunanlar olarak adlandırılır. İltica başvurusu sahipleri iltica sürecindedir ve iltica süreciyle ilgili karar verilene kadar ikamet iznine sahiptir.
Olumlu bir sığınma kararı alan kişiler, Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ne göre tanınmış mülteciler (§ 3 AsylG) veya oturma izni olan sığınma hakkı sahipleridir (§ 16a GG).
İltica hakkı tanınmayan, ancak menşe ülkelerinde ciddi bir tehlike altında olan mültecilere, başlangıçta bir yıllık ikamet izni ile ikincil koruma (§4 AsylG) verilir. Bu kişi gruplarına, pasaporttaki mevcut yapışkan etiketin yerini alan elektronik çip kart şeklinde bir ikamet belgesi verilir. Elektronik ikamet
belgesi hakkında daha fazla bilgiyi BAMF'nin sayfasında bulabilirsiniz.
İltica prosedürünün tamamlanmasının ardından ulusal sınır dışı edilme yasağı bulunan kişiler, yasal olarak İkamet Kanunu'na (§ 60, Madde 5, Madde 7 AufenthG) tabi tutulur. İltica başvurusu reddedilen mülteciler, ülkeden ayrılmakla yükümlüdür. Ancak yasal nedenlerle ülkeden ayrılmaları mümkün değilse, "tolere edilen" statüsü alırlar. Hoş görülen kişiler, hukuken İkamet Kanunu'na (AufenthG, Madde 60a) tabi tutulur. Diğer hükümler ve daha ayrıntılı açıklamalar BAMF'nin web sitesinde bulunabilir.
Almanya Federal Meclisi'nin bilimsel hizmet biriminden yazar Dr. Birgit Reese ve yazar Dr. Marten Vogt, sığınma korumasının kategorilerini ayrıntılı olarak özetlemiştir.
Koruma statüsü veya koruma türü için belirleyici olan birçok faktör vardır. Bu konuda ilk etapta menşe ülkeleri belirleyicidir. Burada güvenli menşe ülkeleri, üçüncü ülkeler ve kalma ihtimali yüksek ülkeler arasında ayrım yapılır. İkamet etme olasılığı yüksek ülkelerden gelen kişiler, Almanya'da oturma izni alma şansına en çok sahip olanlardır. 2022 yılından bu yana Afganistan, Eritre, Somali ve Suriye bu kategoriye dahil edilmiştir (bkz. BAMF'nin genelgesi). Güvenli menşe ülkelerden gelen kişilerin oturma izni alma şansı daha zordur. Hangi menşe ülkelerin güvenli kabul edileceği, Güvenli Menşe Ülkelerin Yasal Düzenleme ile Belirlenmesi ve Sınır Dışı Tutukluluğu ile Ülke Dışına Çıkma Gözetimi Sırasında Avukat Temsilcisinin Kaldırılmasına İlişkin Yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana, Anayasa'nın 16a maddesi uyarınca sığınma mı yoksa uluslararası koruma mı söz konusu olduğuna bağlıdır. Anayasa'nın 16a maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesi anlamında güvenli menşe ülkeleri, İltica Kanunu'nun Ek II'sinde listelenmiştir. Uluslararası korumanın tanınması ve kaldırılmasına ilişkin ortak prosedürler hakkındaki 2013/32/AB sayılıDirektif anlamında güvenli menşe ülkeleri, Federal Hükümet tarafından kanun hükmünde kararname ile belirlenir.
Çocuklar, gençler veya engelli kişiler gibi birçok sığınma başvurusunda bulunan kişinin özel koruma ihtiyaçları ve buna bağlı hakları vardır ve sığınma prosedüründe bu hususlara özen gösterilmesi gerekmektedir. SENSA Projesi – Saksonya-Anhalt ve Thüringen’deki sığınma başvurusunda bulunan kişilerin özel koruma ihtiyaçlarına ilişkin farkındalık yaratma, adil ve hukuki güvenceye sahip sığınma prosedürlerinin sağlanabilmesi için bu koruma ihtiyaçlarının tespit edilmesine destek olmaktadır. Proje, örneğin, uzman danışmanlık hizmetleri, refakatsiz küçüklerin vasileri ve koruma ihtiyacı olanların kendileri de dahil olmak üzere, sığınma sürecine dahil olan tüm taraflar için eğitim fırsatları, uzman konferansları, ağ oluşturma olanakları ve bilgilendirme materyalleri sunmaktadır. Saksonya-Anhalt'ta proje, Saksonya-Anhalt Mülteci Konseyi tarafından yürütülmektedir.